Saint Pierre Kilisesi’nin Hemen Yakınında

Habib-i Neccar Dağı’nın yamacında yer alan kaya kabartması, Hristiyanlık tarihinin önemli merkezlerinden Saint Pierre Kilisesi’nin yaklaşık 200 metre kuzeybatısında bulunuyor.

Helenistik döneme tarihlenen eserin, MÖ 175-164 yılları arasında hüküm süren Seleukos Kralı Antiochos IV Epiphanes döneminde yapıldığı değerlendiriliyor.

Yaklaşık 4 metre yüksekliğinde ve 1,5 metre genişliğinde olan kabartma, tamamlanmamış bir insan yüzünü andırıyor.

Haber Resmi

Veba Salgını İçin Yapıldığı Anlatılıyor

Antik tarihçi John Malalas’ın aktardığı bilgilere göre, dönemin Antakya kentinde büyük yıkıma yol açan bir veba salgınının ardından kenti korumak amacıyla dağın yamacına dev bir figür yapılmasına karar verildi.

Dönemin inanışına göre figür ne kadar büyük olursa salgının da o kadar hızlı sona ereceği düşünülüyordu. Ancak kabartmanın yapımı devam ederken salgının etkisini kaybetmesi üzerine çalışma yarım bırakıldı.

Bu nedenle günümüzde kaya üzerinde yalnızca tamamlanmamış dev bir yüz figürü görülebiliyor.

“Cehennem Kayıkçısı” Adı Nereden Geliyor?

Eserin halk arasındaki “Cehennem Kayıkçısı” adı, Yunan mitolojisinde ölülerin ruhlarını yeraltı dünyasına taşıdığına inanılan Kharon figüründen geliyor.

Ancak kabartmanın gerçekten Kharon'u tasvir edip etmediği konusunda farklı görüşler bulunuyor. Bazı araştırmacılar figürün Kybele, Atargatis veya Demeter kültleriyle bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.

Bu nedenle eserin gerçek kimliği ve hangi amaçla yapıldığı, Antakya'nın gizemini koruyan tarihi konularından biri olmayı sürdürüyor.

Binlerce Yıllık Tarihin Sessiz Tanığı

MÖ 300 yılında kurulan Antakya, Seleukoslar döneminden itibaren önemli bir merkez haline geldi. Roma döneminde de bölgenin en büyük ve en önemli kentlerinden biri olan Antakya, bugün hâlâ binlerce yıllık geçmişinin izlerini taşıyor.

“Cehennem Kayıkçısı” da kentin bu köklü tarihinden günümüze ulaşan önemli eserlerden biri olarak Habib-i Neccar Dağı’nın yamacında ziyaretçilerini bekliyor.

Saint Pierre Kilisesi’ni ziyaret edenlerin yalnızca kısa bir yürüyüşle ulaşabileceği kabartma, Antakya’nın göz önünde olmasına rağmen en az fark edilen tarihi miraslarından biri olarak öne çıkıyor.