Ekonomik daralmanın yalnızca maddi kayıplarla sınırlı kalmadığını ifade eden Çalışkan, yaşanan sürecin toplumun genel yapısını da olumsuz etkilediğini belirtti. Geçim sıkıntısının giderek ağırlaştığını vurgulayan Çalışkan, vatandaşların borçlanma sarmalına sürüklendiğini söyledi.

Çalışkan, “Vatandaş geçinmek için önce kredi kartına, ardından bankalara ve sonrasında farklı yollarla borçlanmaya yöneliyor. Bu tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir krizi de beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı. Artan ekonomik baskının; suç oranları, boşanmalar ve toplumsal huzursuzluk gibi sorunları tetiklediğini dile getirdi.

Konuşmasında ekonomik göstergelere de değinen Çalışkan, Merkez Bankası rezervlerindeki düşüş, tarım sektöründeki daralma ve sanayide üretimin yurt dışına kayması gibi gelişmelerin ekonomideki kırılganlığı artırdığını belirtti. Tekstil sektöründe iflas riskine de dikkat çeken Çalışkan, cari açık ve işsizlikteki yükselişin kaygı verici olduğunu ifade etti.

İstihdam konusuna da değinen Çalışkan, yerli iş gücünün yeterince korunmadığını savunarak, düşük maliyetli iş gücü arayışının işsizliği daha da derinleştirdiğini söyledi.

Ekonomideki temel sorunun yapısal olduğunu dile getiren Çalışkan, kur, faiz ve enflasyon arasındaki dengesizliğin sürdüğünü ve mevcut politikalarla bu kısır döngünün kırılamadığını belirtti.

Türkiye’nin sahip olduğu ekonomik potansiyele rağmen gelir dağılımındaki bozulmanın dikkat çekici olduğunu vurgulayan Çalışkan, geniş kesimlerin yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti.