Avukat Murat Hayzaran, deprem konutları kura sonuçlarının ardından yaşanan mağduriyetleri mercek altına aldı. Hayzaran, "Herkes bir konut verildi" söyleminin mülkiyet hakkını korumaya yetmediğini vurgulayarak, idareyi şeffaflığa ve hakkaniyete davet etti.

6 Şubat depremlerinin ardından tamamlanan konutların kura çekimleri, beraberinde ciddi hukuki tartışmaları da getirdi. Avukat Murat Hayzaran, kura sonuçlarının mülkiyetin ekonomik değerini, yerleşik hayatın bütünlüğünü ve kazanılmış hakları zedelediğine dair çarpıcı bir açıklama yayınladı.

SAHADAN GELEN ŞİKÂYETLER: "ZEMİN KAT VE METREKARE KAYBI"

Av. Hayzaran, hak sahiplerinden gelen şikâyetlerin beş temel noktada yoğunlaştığını belirtti: Sosyal Çevreden Kopuş: Vatandaşların kendi parsellerinden ve alışık oldukları mahalle kültüründen uzak bölgelere gönderilmesi. Kat ve Konum Mağduriyeti: Eski evinde orta veya üst kat sahibi olanlara kura sonucu zemin veya bodrum kat çıkması. Ekonomik Değer Kaybı: Tahsis edilen konutların cephe, manzara ve metrekare bazında eski mülkiyetlerine oranla çok daha düşük değerde olması.

"ANAYASA’NIN 35. MADDESİ SADECE DUVARI DEĞİL, DEĞERİ DE KORUR"

Hukuki çerçeveyi hatırlatan Hayzaran, mülkiyet hakkının sadece fiziki bir yapıdan ibaret olmadığını ifade etti. Anayasa’nın 35. maddesine atıfta bulunarak, idarenin takdir yetkisinin; hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve ölçülülük ilkeleriyle sınırlı olduğunu vurguladı.

Hayzaran, kura yönteminin "hakkaniyet" denetimine tabi tutulması gerektiğini belirterek şu soruları sordu:"Mülkiyet hakkı, yalnızca herhangi bir konut tahsisiyle korunmuş sayılabilir mi? Konum ve nitelik farkları hangi nesnel kriterlere göre belirlendi? Ortaya çıkan değer kayıpları için bir telafi mekanizması neden öngörülmedi?"

İDAREYE ÇAĞRI: "ŞEFFAF VE DENETLENEBİLİR OLUN"

Hukuk devleti ilkesi gereği idarenin kura öncesi ve sonrası süreci tüm şeffaflığıyla kamuoyuna açıklaması gerektiğini savunan Avukat Murat Hayzaran, çözüm için şu önerilerde bulundu:Tahsis kriterleri önceden ilan edilmeli ve denetlenebilir olmalı.Değer kayıpları için mutlaka bir "dengeleme mekanizması" geliştirilmeli. Yapılan işlemler yargısal denetime elverişli ve gerekçeli olmalı.

"Vatandaşın idareye duyduğu güvenin korunması zorunluluktur," diyen Hayzaran, kura sonuçlarının hakkaniyetli bir şekilde revize edilmesi ya da hak kayıplarının tazmin edilmesi gerektiğini belirterek sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.