Türkiye ekonomisinde bölgelere göre büyük farklar gösteren çarpık büyüme ve ranta dayalı sistemin işleyiş mekanizmasının deprem felaketleri sonrasında kendini net bir şekilde gösterdiğini belirten Hasırcı, “Ülke ekonomisinde uzun süredir etkili olan inşaat merkezli ve ranta dayalı bölüşüm anlayışı nedeniyle özellikle Hatay deprem sonrası nefes almayacak boyuta gelmiştir. Deprem sonrasında yaşanan en temel konulardan birisi barınma sorununun büyümesi, yaşanan iç göç sonrasında konut ve kira fiyatlarında yaşanan anormal artışlar, depremin yarattığı yıkımın sadece fiziki olmadığını, Hatay olarak ciddi bir toplumsal yıkımla da karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

HİÇ BİR MADDİ KAYNAKLA KARŞILAŞTIRILAMAZ

Deprem nedeniyle yaşanan insani kayıpların elbette hiçbir maddi kaynak ile karşılaştırılamayacağını belirten Hasırcı, “Ancak sadece deprem bölgesini değil, ülke nüfusunun tümünü etkilemesi kaçınılmaz olan ekonomik enkaz, ülke ekonomisinin gelecek birkaç yılının öncelikli ve merkezi sorunu olacak gibi görünüyor. Hatay\'ın afet bölgesi ilan edilip desteklenmesini talep ediyoruz. 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan deprem felaketi sonrası Hatay deyim yerindeyse bir kırım ile karşı karşıyadır. Hepimizin bildiği gibi 7269 sayılı kanun afet dönemlerinde afet bölgesine sağlık, ekonomik, eğitim ,psikolojik, sosyolojik ve barınma destekleri sağlanır ve bu destekler hayat normalleşene kadar devam eder. Bu detekler neticesinde de, halkın maddi kayıpları karşılanmakta ve ticari hayat sürdürebilir kılınmaktadır.

Ancak istatistiklere bakıldığında her yerin yerle bir olduğu kayıpların en çok yaşandığı Hatay ilimizde  maalesef özel afet bölgesi ilanının gereklerinin yerine getirilmediği görülmektedir.”

HATAY NEDEN ÖZEL AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMELİ?

“Hatay ilinde  6 ve 20 Şubatta yaşanan yıkıcı depremler neticesinde Antakya, Defne, Samandağ ,Kırıkhan, Hassa ve İskenderun ilçelerinde  yüzyılın en ağır yıkımı ve kayıpları yaşanmış on binlerce insanımız  hayatının kaybetmiş yine on binlercesi uzuvlarını kaybetmiştir. Gelinen noktada sağ kalanlar da barınma, yeme içme, su, sağlık ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz durumdadır. Alt yapısı altüst olmuş  çadır kentlerde bile su ve elektriğin olmadığı bir yaşam içinde yalnız bırakılan Hatay halkına bu yaşam reva görülemez.”

ZORUNLU BİR GEREKLİLİK

“Molozların halk sağlığını tehdit edecek şekilde kontrolsüzce kaldırılması havaya, suya, tüm canlılara  ciddi zararlar vermektedir. Gelinen süreçte, yaşam mücadelesi  veren depremzede halkımızın gelecekte kanser, bulaşıcı hastalık gibi ciddi sağlık sorunlarla  karşılaşma olasılığını arttırmaktadır. Moloz taşıyan kamyonlar hiçbir güvenlik tedbiri olmadan, can güvenliğini tehlikeye düşürmekte kazalara sebebiyet vermektedirler. Sağlam kalan okullar devlet binası haline dönüştürülmüş on binlerce öğrencinin nerede ve nasıl eğitim göreceği hususunda belirsizlikler Hatay’da kalan halkımızı adeta başka illere göçe zorlamış ve dönmek isteyen halkımızın çocuklarının eğitimi için dönüş imkanını ortadan kaldırmıştır. Ekonomik yaşam yok olmuş insanlar suya, ekmeğe muhtaç bırakılmıştır. Hatay’a özel teşvikler verilmesi ve mevcut  SGK, vergi borçları , doğalgaz, elektrik ve su borçlarının silinmesi zorunlu bir gerekliliktir.” dedi.

UYARIYORUZ!

“Hatay’ın yeniden ayağa kalkabilmesi için, barınma, ilaçlama, iş olanaklarının artırılması, eğitim, sağlık sorunlarının acilen giderilmesi  

şarttır.” diyen Hasırcı, “Bu şartlarda yaşayan Hatay halkı ya Hatay’ı terk edecek ya da ölümle karşı karşıya kalacak. Uyarıyoruz Hatay halkında bu gidişle ya sefaletten ya da hastalıktan ölümler yaşanacaktır. Bu yüzden derhal, hemen şimdi Özel Afet Bölgesi ilan edilerek desteklenmelidir.” dedi. (Haber Merkezi)