Depremde büyük yıkım yaşayan Hatay’da aradan geçen üç buçuk yıla rağmen birçok alanda mağduriyetlerin sürdüğünü ifade eden Çalışkan, özellikle tarihî miras, barınma ve şehir planlaması konularına dikkat çekti.

“Hatay’ın tarihî kimliği ihmal edildi”

Çalışkan, Antakya’da depremde yıkılan tarihî alanların yeniden inşa sürecinde yeterince korunmadığını savunarak, restorasyon çalışmalarının sadece belirli bölgelerle sınırlı kaldığını dile getirdi. Kurtuluş Caddesi’nde yapılan düzenlemelere karşın arka sokaklardaki yapılarla ilgilenilmediğini ifade etti.

Vakıf eserleri ve camiler gündemde

Deprem sonrası rezerv alan uygulamalarına da değinen Çalışkan, bazı vakıf eserleri ve camilerin yerlerinin kaybolduğunu öne sürdü. Hacı Mevlüde ve Osmaniye Camii gibi yapıların yeniden inşa sürecinin geciktiğini belirtti.

“Mahalle kültürü zarar görüyor”

Hatay’da Affan, Şirince ve Alpagot mahallelerinde vatandaşların kendi bölgelerinde yeniden yapılaşmasının engellendiğini iddia eden Çalışkan, insanların TOKİ projeleriyle şehir dışına yönlendirildiğini söyledi. Bu durumun mahalle kültürü ve sosyal yapıyı zayıflattığını ifade etti.

Mozaik Müzesi ve kira yardımı eleştirisi

Hatay Arkeoloji Müzesi (Mozaik Müzesi)’nin hâlen kapalı olmasını eleştiren Çalışkan, müzenin çevresinin de atıl durumda olduğunu belirtti. Bölgenin turizme kazandırılması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca depremzedelerin en önemli sorunlarından birinin kira yardımları olduğunu söyleyen Çalışkan, konut teslimleri tamamlanmadan yardımların kesilmesini doğru bulmadığını ifade etti.