Yapılması gereken işleri, süresiz ve sayısız olarak erteleyen kişiler, zamanı doğru kullanamadıkları için gerek okulda, gerekse profesyonel yaşamlarında güçlüklerle karşılaşırlar. İşin tamamlanması gereken zaman yaklaştıkça öfke ve stres seviyeleri artar. Çoğunlukla da işi yapabileceklerinden çok da yüzeysel ya da kabataslak şekilde tamamlarlar. Bunun sonucunda da stres seviyeleri artmaya ve öz güvenleri düşmeye başlar.

Erteleme hastalığı kimlerde görülür?

Günümüz modern toplumunda oldukça yaygın olarak görülen erteleme hastalığı her yaş ve cinsiyetten kişide görülür. Erteleme eğiliminde olan kişiler, çevreleri tarafından savsak, rahat ve üşengeç olarak tanımlanırlar. Çoğunlukla motivasyon eksikliğinden kaynaklanan bu durumda kişi, yapılması gereken işi önemsiz bulur. İlgi alanı dışında yer aldığını ya da işleri ertelemesinin, beceri eksikliğinden kaynaklandığını düşünür. Yapılması gereken işi nasıl yapacağını bilememek ve kendini yetersiz hissetmek de erteleme hastalığı bulunan kişilerde yaygın olarak görülür. Motivasyon eksikliğine ek olarak mükemmeliyetçi olmak, başarısız olmaktan korkmak, kişinin kendisine yönelik olarak yüksek standartlar belirlemesi ve kendisine ilişkin olağan dışı beklentilerde bulunması da erteleme hastalığı bulunan kişilerin ortak özellikleri arasında yer alır. Tüm bunlara ek olarak zaman yönetimi kötü olan, plansız davranan kişilerde de yapılması gereken işi sürekli erteleme eğilimi görülür.

Erteleme hastalığı belirtileri nelerdir?

Erteleme hastalığına sahip kişiler, genellikle yapılması gereken ya da yapılması kendisinden beklenen işleri sürekli olarak ötelerler. Örneğin, gün boyu bolca vakti olan bir kişi, ödevini ya da bitirmesi gereken bir projeyi yapacağı saati belirledikten sonra ilgili saat geldiğinde araya başka bir iş sıkıştırabilir. Kişi önceden planladığı saatte işi tamamlayamadığında tekrar planlayıp ileri bir saat belirler ve belirlediği saat geldiğinde işi tekrar erteler. Bu durum yapılması gereken iş için ihtiyaç duyulan zamanın azaldığı ana kadar devam eder. Kısıtlı olan zaman içinde de ödevi ya da projeyi üstünkörü ya da detaylarına inmeden yaparak tamamlar. Bu durum spora veya diyete başlama konusunda da sıklıkla görülür. Haftanın ilk günü olan pazartesiye erteleme durumu, bir döngü içinde devam eder. Bir süre sonra alışkanlık hâline gelen bu durum, kronik erteleme davranışını ortaya çıkarır.

Kronik erteleme nasıl oluşur?

Sürekli erteleyen, ertelediği için strese ve sıkıntıya girmesine rağmen, bu durumu tekrar tekrar sürdüren kişilerde görülen kronik erteleme önemli bir problemdir. Çocukluk çağında başlayan bu durumun altında yatan sebeplerden biri de otoriter ebeveynlerdir. Bu tarz ailelerde kurallar çok sıkıdır ve bu kurallara uymak hemen her şeyden daha önemlidir. Mükemmeliyetçi anne babalar, küçük yaştan itibaren sürekli olarak çocuklarını eleştirir. Ayrıca koşullu sevgi ve ilgi veren ebeveynlerin çocuklarında da erteleme hastalığı görülebilir. Bunun sonucunda çocuklar kendi iç dünyalarını düzenlemek yerine ebeveynlerinin niyetini okumayı öğrenir. Sürekli olarak kendini ispatlamak zorunda kalan çocuklarda performansla ilgili kaygılar ortaya çıkar. Küçük yaşta takdir görmek ve kabul edilmek için çabalayan kişiler, yetişkinlik döneminde erteleme hastalığı ile baş başa kalır. Çocukluk döneminde baş kaldıramayan bireyler, yetişkin olduklarında yapmaları gereken işleri zamanında yapmayarak bir tür tepki ortaya koyarlar. Ancak bu durum kronik erteleme hastalığına sahip kişilerde öfkeye neden olur. Son teslim tarihi olan işlere başlama fikri, keyif kaçırıcı bir eylem olarak görülür. Zaman daraldıkça artan stres ve sinirlilik hâli, kişi psikolojisi üzerinde huzursuzluk ve kızgınlık gibi negatif duyguları yoğunlaştırır. İşi yapmaya niyetlendiğinde motive olamayan kişiler, eylemlerini erteleyerek bir yerde duygularını ertelemiş olurlar. (Haber Merkezi)