Bağımsız ve gönüllülük esaslı yapısıyla bölgesel ve sektörel iÅŸ dünyası temsil örgütlerinin çatı kuruluÅŸu olan TÜRKONFED’in 15. OlaÄŸan Genel Kurul Toplantısı gerçekleÅŸtirildi. Yönetim kurulu baÅŸkanlığına yeniden seçilen Süleyman Sönmez toplantıda yaptığı konuÅŸmada, yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin gelir dağılımında bozulmaya yol açtığına dikkat çekti.
Sönmez, “Anadolu’da bir söz vardır: ‘KomÅŸun açken tok yatılmaz’. Ancak ülkemizde en zengin bölgenin en zengin yüzde 10\'u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10\'u arasında 55 kat fark var. Yani gelir adaletsizliÄŸi alarm veriyor” dedi. Sönmez ayrıca, küresel sistemdeki deÄŸiÅŸimin fırsata çevrilmesi ve Türkiye’nin yeni bir kalkınma hamlesi baÅŸlatabilmesi için ekonomi, hukuk ve eÄŸitimi kapsayan 7 maddelik bir yol haritası açıkladı. TÜSİAD BaÅŸkanı Orhan Turan ise “Dünya ekonomisinde büyümenin düÅŸtüÄŸü ve ticaretin yavaÅŸladığı bir atmosferde makroekonomide öngörülebilirlik saÄŸlamak ve TL’nin deÄŸerine istikrar getirmek gerekiyor. Enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek önceliÄŸimiz” diye konuÅŸtu.
9 Mart 2024 / İstanbul - 2004 yılında kurulan ve bu yıl kuruluÅŸunun 20’nci yılını kutlayan TÜRKONFED’in OlaÄŸan Genel Kurul Toplantısı, “Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Ana Rota EÄŸitim” teması ile düzenlendi. Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Süleyman Sönmez’in bir kez daha seçilerek güven tazelediÄŸi toplantıya TÜSİAD BaÅŸkanı Orhan Turan baÅŸta olmak üzere iÅŸ dünyası ve sivil toplum kuruluÅŸlarının temsilcileri ile akademisyenler katılım gösterdi.
KonuÅŸmasına kongreden bir gün önce kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı ile baÅŸlayan Sönmez, “Türkiye’de kadınlar ekonomik, siyasi ve toplumsal hayata katılım konusunda dezavantajlı. 2019 yerel seçimlerinde seçilen belediye baÅŸkanlarının sadece yüzde 3’ü kadındı. 31 Mart seçimleri için açıklanan adaylara baktığımızda da tablonun pek deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini görüyoruz. Oysa cinsiyet eÅŸitsizliÄŸi, ülkemizi kalkınma yolunda geriye çeken eÅŸitsizliklerden biri” dedi.
“Zengin bölgeler daha zengin, yoksul bölgeler daha yoksul”
Türkiye’deki en büyük eÅŸitsizliklerden birinin de gelir dağılımında yaÅŸandığına dikkat çeken Sönmez ÅŸunları söyledi; “Anadolu’da bir söz vardır: ‘KomÅŸun açken tok yatılmaz.’ Ama gelir dağılımı verileri bunun tam tersine iÅŸaret ediyor. Türkiye genelinde zengin ve yoksul arasındaki uçurum büyüyor. Yani gelir adaletsizliÄŸi alarm veriyor. 65 yaÅŸ üstü grupta yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranında da özellikle geçtiÄŸimiz yıl keskin bir sıçrama yaÅŸandı. EÅŸitsizlik, bölgesel dağılımda ve bölgelerin kendi içinde de kendini gösteriyor. En zengin bölgenin en zengin yüzde 10\'u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10\'u arasında 55 kat fark var. Zengin bölgeler daha zengin, yoksul bölgeler daha yoksul oluyor. Bu fark da toplumsal yapıyı tahrip ediyor, ülke olarak birlik duygusunu zedeliyor. Bu nedenle daha adaletli paylaşımı saÄŸlamalıyız.” Sönmez, bölgeler arası geliÅŸmiÅŸlik farkının yerel seçimlerin de önemli bir gündem maddesi olması gerektiÄŸini çünkü yerel yöneticilerin, ulusal ve yerel düzeyde uygulanacak politikaların koordinasyonu saÄŸlamakla görevli olduÄŸunu belirtti.
“Yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor, hepimiz kaybediyoruz”
Gelir dağılımında bozulmaya yol açan faktörlerin başında yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin geldiÄŸini ifade eden Sönmez, “Türkiye yüksek enflasyonun istisna deÄŸil kural olduÄŸu bir ülke. Enflasyonist ortamda nasıl iÅŸ yapmak gerektiÄŸini mecburen öÄŸrendik. Ama yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor. Bizi düÅŸük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliÄŸe hapsediyor. Sonuçta ülke kaybediyor, hepimiz kaybediyoruz. Bu nedenle en büyük öncelik enflasyonun düÅŸürülmesi olmalıdır. Bu da her ÅŸeyden önce doÄŸru politikalar ve liyakatli kadrolar gerektirir. Bu koÅŸulları saÄŸlamış durumdayız. Umudumuz, Merkez Bankasının öngörüleri doÄŸrultusunda enflasyonun kontrol altına alınmasıdır. Öte yandan 2023 son çeyrek rakamlarına göre tüketim artışı yüzde 9,3 iken bu artış sanayide 1,9, tarım ve hayvancılıkta ise yalnızca yüzde 0,5 olarak gerçekleÅŸti. Enflasyonu düÅŸüreceksek üretim ve tüketim arasındaki bu büyük makası kapatmak gerekiyor” diye konuÅŸtu.
“Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ana rotamız eÄŸitim olacak”
Üretim yapısında dönüÅŸüm saÄŸlanması için ekonomi dışında da yapılması gerekenler olduÄŸunu vurgulayan Sönmez ÅŸöyle devam etti; “‘Orta Gelir’ tuzağını aÅŸmanın yolu ‘Orta Demokrasi’ ve ‘Orta EÄŸitim’ tuzaklarını aÅŸmaktan geçiyor. Her ÅŸeyden önce de hukukun üstünlüÄŸü ve yargı bağımsızlığının saÄŸlanması geliyor. DiÄŸer taraftan Anadolu’yu gezdiÄŸimizde iÅŸ insanlarının en çok yakındıkları konulardan birinin insan kaynağı sıkıntısı olduÄŸunu görüyoruz. Bu da direkt olarak eÄŸitimle ilgili bir konu. Gençlerimize eÄŸitimde fırsat eÅŸitliÄŸi saÄŸlayamazsak ülkemizi dünyada yeni ÅŸekillenmekte olan ekonomik mimariye hazırlayamayız. EÄŸitimin temel hedefi, gençlere yeni çağın temel becerilerini kazandırmak olmalı. GeçmiÅŸin temel bilgi alanları üzerine kurulu olan eÄŸitim artık demode oldu. Bugün yapay zeka uygulamalarına ve dijital teknolojilere alan açmak gerekiyor. Beklentimiz, çağın gerektirdiÄŸi becerilere ve yetkinliklere sahip nesiller yetiÅŸtirmek. Bunun da tek bir yolu var: Laiklik ve bilimsellik ilkelerinden hiçbir ödün vermemek. Bu nedenle Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ana rotamızı eÄŸitim olarak belirledik ve bu doÄŸrultuda çalışmalar gerçekleÅŸtireceÄŸiz.”
“Küresel sistemdeki deÄŸiÅŸimi fırsata çevirebiliriz”
İki kutuplu dünyanın yerini çok kutuplu dünyaya bıraktığını belirten Sönmez, “Türkiye iki kutuplu bir dünyada köprü rolü oynamıştı. Åžimdi sahnede Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Orta DoÄŸu Ülkeleri gibi birçok güçlü aktör var. Güç dengelerindeki deÄŸiÅŸimin yanı sıra iklim krizinden göç dalgaları ve toplumsal hareketlere uzanan çok sayıda risk ve tehditle de mücadele etmek gerekiyor. Aslında bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel sistemdeki deÄŸiÅŸimi fırsata çevirip, yeni bir kalkınma hamlesi baÅŸlatabiliriz” ÅŸeklinde konuÅŸtu. Sönmez ayrıca Türk ekonomisinin belkemiÄŸi olan İstanbul’un depreme hazırlanmasının bölgesel geliÅŸmeyi saÄŸlayacağını, ülke riskini azaltacağını ve diÄŸer kentlerin İstanbul’dan çıkacak sektörlere ev sahipliÄŸi yapmasını saÄŸlayacağını, bu nedenle yerel seçimin bir diÄŸer önemli gündem maddesinin de ‘kentleri depreme hazırlamak’ olması gerektiÄŸini sözlerine ekledi.