Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün engellenmesi, gazetecilere, yazarlara yönelik baskıların, haksız gözaltı ve tutukluluk kararlarının artması nedeniyle beş meslek örgütü basın toplantısı düzenledi. “Basın Özgürlüğüne ve Gazeteciye Dokunma!” başlıklı toplantıda, Anayasa, Hak, Hukuk ve Adaletin herkese lazım olduğuna vurgu yapıldı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği temsilcilerinin söz aldığı toplantıda, toplumu sarsan her olayda gazetecilere, yazarlara yönelik uygulanan haksız, hukuksuz gözaltı ve tutukluluk kararlarına itiraz edildi. Anayasal güvence altında olması gereken basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması için TBMM’ye çağrı yapıldı. Moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş\'in yaptığı toplantıda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti adına Başkan Vahap Munyar, Türkiye Gazeteciler Sendikası adına Genel Başkan Gökhan Durmuş, Türkiye Yayıncılar Birliği adına Başkan Kenan Kocatürk, PEN Yazarlar Derneği adına Başkan Zeynep Oral, Türkiye Yazarlar Sendikası adına 2. Başkan Mustafa Köz konuştu.
ÖZGÜR BIRAKILMALILAR
TGC Başkanı Vahap Munyar konuşmasına “Gazetecilik mesleğini yapabilmek, meslektaşlarımızın haksız yere gözaltına alınmamasını, tutuklanmamasını, basın özgürlüğüne müdahale edilmemesini talep etmek için bir kez daha birlikteyiz” diye başladı ve şunları söyledi: “Siyasetçilerin kamu yararına olmayan faaliyetlerini haberleştirdikleri için de gazetecilerin suçlu olarak damgalanmamaları, haksız gözaltı ve tutukluluk kararlarıyla mesleklerini yapmalarının engellenmemesi gerekiyor. ”
Toplantının moderatörlüğünü yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın tutuklanmasının kanunlarda öngörülen hiçbir tutuklama sebebi olmadığına dikkat çekerek, özgür bırakılması gerektiğini savundu.
HAK, HUKUK, ADALET LAZIM
Yazarlar Derneği Başkanı Zeynep Oral ise konuşmasında, “Birbiri peşi sıra gazetecilerin yazarların sanatçıların gözaltına alınmaları, üstelik mesleklerinin gereğini yerine getirdikleri için suçlanmaları, düşünce ve ifade özgürlüğüne olduğu kadar Anayasamıza da aykırıdır” dedi ve ekledi: "Çare, solda ve sağda, düşünce özgürlüğünü kısıtlayan bütün engellerin kaldırılmasıdır. Bir başka çare de yoktur. Ancak, özgürlükçü ve demokratik toplumlarda bu ‘siyaset-tarikat-ticaret’ üçgeni ile savaşılır. Kapalı rejimlerde ise bu akımlar, devlet kadrolarını, sinsi ve karanlık yöntemlerle ele geçirirler. Atatürk’ün laiklik ilkesinin ancak ve ancak özgürlükçü demokrasilerde savunulacağına inanıyorum. Demokrasilerde çözüm yolları yasaklarla değil, özgürlüklerde aranmalıdır. Anayasa hak hukuk adalet herkese lazım.”
GAZETECİLER ÜZERİNDE OYUN OYNAMAKTAN VAZEÇİLMELİDİR
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş yaptığı konuşmada, iktidarın gazeteciliği suç olarak gösteren çalışmalarına işaret etti.
Adalet Bakanı’na seslenen Durmuş, "Eğer cezaevlerinde gazeteci yoksa neden mahkemelerde tutuklu olan meslektaşlarımız haberlerini savunmak zorunda kalıyor? Yaptıkları haberlerle toplumu bilgilendirmeyi hedeflediklerini açıklamak zorunda kalıyor? Hâkim ve savcıların tarafsızlığını yitirdiği bir dönemde gazetecilerin de iktidarın yanında olması isteniyor. Yaşanan katliamlar, hukuksuz kayyım atamaları, 12 yıl sonra gelen Gezi cezaları, gazetecilere yönelik tutuklamalar hep gündem değiştirme çabalarıdır. İktidar artık gazeteciler üzerinden oyun oynamaktan vazgeçmelidir” dedi.
Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ise konuşmasında şu görüşlere yer verdi: “İfade özgürlüğü olmazsa yayıncılar kitap yayınlayamazlar; kitaplar olmazsa okurlar okuyamazlar. Ülkemizde yalnızca kitap dünyasında değil, basın ve medya üzerinde, kültür ve sanat alanlarında, sokakta ve internette hukuk dışı fiili baskılar sürüyor. İfade, yayınlama ve okuma özgürlüğümüze yapılan bu saldırılara birbirimize destek olarak karşı durmalıyız.”
Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bir ülkede yazan, düşünen, yazarın, gazetecinin, bilim insanın özgürlüğü elinden alınıyorsa, o ülkenin özgürlüğü baskı altında demektir. Gazetecilerin gözaltına alınması, tutuklanması, gazetecilere olduğu kadar bütün topluma gözdağı ve bir büyük gözaltı demektir. Korku toplumları da böyle yaratılır. Düşünmeyin, duymayın, yazmayın deniyorsa geriye yazma özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden hiçbir şey kalmıyor demektir. Buna karşı yazarak, düşünerek, konuşarak ve dayanışmayla direnmemiz gerekiyor.”