Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Eren, küresel iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı su kıtlığı tehdidine karşı alternatif olabilecek yöntemler hakkında açıklamalarda bulundu.
Suyun birkaç şekilde hasat edilebileceğini söyleyen Doç. Dr. Ömer Eren; yağmur suyu hasadı, hava neminden su elde edilmesi ve sis bulutlarından suyun toplanması gibi çeşitli hasat yöntemlerinin olduğunu belirtti.
Nemli havadan su elde etmeyi klima sistemine benzeten Eren, yoğuşturulan havanın su damlaları haline dönüştüğünü, bu damlaların toplanıp depolanabileceğini ve kullanılabileceğini ifade etti. Eren, Üniversitede zamanında bu konu ile ilgili bir öğrencisine yüksek lisans çalışması yaptırdığını maliyetinden ve bütçe yetersizliğinden dolayı tamamlanamadığını da belirtti. Daha önce Avustralya’da denenmiş olan bu sistem, ilimizde başarıya ulaştırılabilseydi Hatay’ın kıyı kesimlerinde sisteme giren 1 m3’lük havadan yaklaşık olarak 15 ml su elde edilebilecekti. Sislerin yoğun olarak yaşandığı yerlerde sis toplayıcılarıyla su elde edildiğinden de bahseden Eren, bunların ileri teknoloji ve yüksek maliyetlerinin olduğunu vurguladı.
Su verimliliği konusunda son yıllarda devlet nezdinde önemli çalışmaların yapıldığına işaret eden Doç. Dr. Eren, yol haritası mahiyeti taşıyan “Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033)” adıyla Resmî Gazetede 3 Mayıs 2023 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin yürürlüğe girdiği bilgisini verdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen eylem planı ile kentlerde, tarım arazilerinde ve endüstriyel alanlarda kullanılan suların daha verimli hale getirilmesi amaçlanıyor. Özellikle yağmur suyu hasadı gibi alternatif su kaynaklarının yaygınlaştırılması ise temel stratejilerden biri.
‘Gri su’ kavramından da bahseden Doç. Dr. Eren, üriner atık olmayan evsel atık suların yeniden kullanımı olarak tanımlanan kavramın su verimliği eylem planı kapsamında da değerlendirilebileceğini ifade etti.
Doç. Dr. Eren’in üzerinde durduğu hasat yöntemi ise yağmur suyu hasadı. Son yıllarda yağmur suyundan hasat etme yönteminin en önemli odak çalışmalardan biri haline geldiğini aktardı.
Yağmur suyu hasadı; geçirimsiz yüzeylerden akışa geçen yağış sularının yeniden kullanımı için yerinde biriktirilmesi ve depolanması olarak tanımlanıyor. Doç. Dr. Eren, kentleşme ve şehirleşme ile birlikte betonarmelerin yaygınlaştığını, asfaltların döküldüğünü bunun da yağmur sularının yer altına süzülmesini engelleyerek yeraltı su kaynaklarını olumsuz yönde etkilediğini dile getiriyor. Özellikle kurak geçen dönemlerde depolanabilen yağmur sularının susuzluk tehdidine karşı alternatif bir çözüm olabileceğini vurguluyor.
Tarımsal yağmur suyu hasadından bahseden Doç. Dr. Eren, bu hasadın makro su toplama ve mikro su toplama alanları şeklinde ikiye ayrıldığını, makro su toplama alanlarının genellikle vadi yatağındaki yağmur sularının engellenerek toplandığını, mikro su toplama alanlarının ise kentlerde bireysel olarak uygulanabileceğini aktardı. Mikro su toplama alanları; hendekler, sürdürme çanakları, drenaj kanalları, çatı damı sistemleri ve teraslar gibi çeşitli şekilde oluşturulabiliyor.
Yağmur suyu hasadının Türkiye\'deki kullanım alanları ise; tarımsal sulama, hayvanların ihtiyaçları, araç yıkama, sifon suyu, iç mekan ısıtması ve temizlik gibi işler şeklinde sıralanıyor. Eren, özellikle yağmur suyu hasadının sel ve su baskınlarını önlemede de etkili olacağını belirtiyor.
Yağmur suyu hasadı konusunda çok fazla kaynak bulunuyor. Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı\'nın hazırlamış olduğu bildiri kitapçığını merak edenler www.suverimliligi.gov.tr sayfasından takip edebilirler.
Doç. Dr. Eren, suyun çeşitli yöntemlerle hasat edilmesinin önemli olduğunu belirtirken, kuraklık yaşanmasa bile esas önceliğin su israfının önlenmesi olduğunu vurguluyor. Su israfının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Eren, bir adet somun ekmeğin çöpe atılmasıyla yaklaşık üç damacana içme suyunun da boşa gittiğini ifade etti.