ads
DOLAR 45.91 ₺
EURO 53.43 ₺
STERLIN 61.84 ₺
G.ALTIN 6,681.83 ₺
BTC 76,650.87 $
ETH 2,084.06 $
BİST 0.00
    ads

    SUNA: MESLEKTAŞLARIMIZIN TUTUKLU YARGILANMALARINA İTİRAZ EDİYORUZ!

    GÜNDEM 1
    Yayınlama: 1 Mayıs 2024 Çarşamba 11:34 Kaynak: Haber Merkezi Muhabir: Haber Merkezi

    SUNA: MESLEKTAŞLARIMIZIN TUTUKLU YARGILANMALARINA İTİRAZ EDİYORUZ!

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna, İMO Yönetim Kurulu Üyeleri ve bağlı 26 Şube başkanıyla birlikte, 6 Şubat Depremleri sonrası tutuklu yargılanan meslektaşları hakkında, basın AÇIKLAMASI YAPTI. Suna meslektaşlarının tutuklu yargılanmalarına itiraz ettiklerini söyledi.

     

    Daha önce de yıkılan ve hasar gören on binlerce yapının sorumluluklarının hem cezai hem de hukuki yönden meslektaşlarının omuzlarına yüklenmeye çalışıldığını belirttiklerini söyleyen Suna, “6 Şubat Depremlerinin yaratmış olduğu yıkımda sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkarılması ve bu kişilerden hukuk nezdinde hesap sorulması gerekmektedir.” dedi.

    KAYGILARIMIZI DİLE GETİRMİŞTİK

    Suna şöyle devam etti, “Yaptığımız açıklamalarımızda, başlayan yargı süreçlerinin seyrine bakıldığında, gerçek kusurluların ortaya çıkarılmasından uzaklaşıldığı, eksik ve hatalı yaklaşımlar içerdiği, Odamızın 03/11/2023 tarihinde yayımladığı  Şubat 2023 Depremlerinde Binaları Hasar Görerek Yıkılan Statik Proje Mühendislerinin Yargılanmalarında Esas Alınacak Bilirkişi Raporlarının Teknik Yaklaşımı çalışmasının üniversitelere ait bilirkişi raporlarında dikkate alınmadığı yönündeki tespitlerimizi ve pek çok statik proje müellifi  meslektaşımızın  tutuklanarak günah keçisi ilan edilmeye çalışıldığı, gerçek sorumluların ise gizlenmeye çalışıldığına dair kaygılarımızı dile getirmiştik.”

    GEÇEN ZAMAN HAKLILIĞIMIZI ORTAYA KOYDU

    “Maalesef soruşturmaların başlamasından beri geçen 16 aylık süre, tespit ve kaygılarımızın haklılığını ortaya koymuştur. 6 Şubat Depremlerinin kendine özgü, olağandışı ve öngörülemez niteliklerine yönelik devam eden bilimsel çalışmalar; yapı, deprem ve yapıldığı dönemde geçerli olan mevzuat ilişkisi ile Odamız başta olmak üzere ilgili tüm tarafların konuya dair bilimsel ve hukuki çalışmaları soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dikkate alınmamaktadır. Hukuki ve teknik gerekliliklere uygun olmayan bilirkişi raporları doğrultusunda meslektaşlarımızın hukuksuz şekilde tutuklu yargılanmaları ile adalet sağlanamayacağı gibi kamuoyunda oluşan tepkiler meslektaşlarımıza yönlendirilerek gerçek sorumluların cezalandırılması engellenmekte; bu durum mesleğimizin ve meslektaşlarımızın topyekûn cezalandırılması haline dönüşmektedir.”

    ADALETSİZLİKLERE YOL AÇIYOR

    “Yıkılan binaların hangi sebepten yıkıldığı net olarak ortaya konulmadan, yıkım sebepleri ve sorumluluk zinciri tespit edilmeden, bazı eksiklikler nedeni ile bilirkişi raporlarında   yıkımda kusurlu olarak gösterilen tasarım, yapım ve denetimden sorumlu meslektaşlarımız halen cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır. Görülen odur ki yıkılan ve hasar gören on binlerce yapının sorumlulukları meslektaşlarımızın omuzlarına yüklenmeye çalışılmaktadır. İmar afları, planlamalar, zemin seçimleri, denetimsizlik, vb.  sistemsel zafiyet ve sorunlar göz ardı edilip, siyasi ve idari kararlar yok sayılıp, sadece meslektaşlarımızın   kovuşturmaya tabi tutulmaları, adaleti sağlamaktan ziyade yeni adaletsizliklere yol açmaktadır.”

    TUTUKLAMALAR BİR TEDBİR OLMAKTAN ÇIKTI

    “Oysa ki Adalet; suç işleyenin cezalandırılmasını, suçla ilgili olmayan kişilerin ise, haksız isnatlardan, toplum nezdindeki itibarlarının zedelenmesinden korumasını gerektirir. Bu nedenle de ceza hukukunun temel ilkelerinden birisi de suçluluğu mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar bir kimsenin suçlu sayılamayacağını ifade eden masumiyet karinesidir.  Bu karine adil yargılanma hakkının da temelidir. Ancak yaşanan bu süreçte masumiyet karinesi meslektaşlarımız açısından, suçsuz olmadığı hükmen sabit oluncaya kadar suçlu sayılacaktır şeklinde tersine çevrilmiş gözükmektedir. Yaşanan süreçte   tutuklamalar bir tedbir olmaktan çıkmış öne alınmış ceza gibi uygulanmaya başlanmıştır.” dedi.

    ÖNGÖRÜLEMEZ BEKLENMEDİK DEPREM

    6 Şubat’ta öngörülemez ve beklenmedik şekilde art arda 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde 2 yıkıcı depremin meydana geldiğini ve sonrasında ise binlerce artçı depremin yıkımları arttırdığını belirten Suna, “ Oluşum şekli, faydaki kırığın ilerlemesi ve neden olduğu şiddet açısından öngörülememiş 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleriyle ilgili bilimsel çalışmalar devam etmektedir ve edinilen tecrübeler ışığında deprem yönetmeliğinde değişiklik yapılması da olağandır, olması gerekendir.

     

    Türkiye’de yapılar, mevcut ve önceki mevzuata göre öngörülen, tasarım depremi dikkate alınarak projelendirilmekte ve inşa edilmektedir. Yine aynı mevzuata göre konut binaları için “depreme dayanıklı yapı” tanımı yapının hasar almaması değil, can kaybına yol açacak şekilde yıkılmamasını ifade etmektedir.”

    TUTUKSUZ YARILANMAK BİR HAKTIR

    “Tutuksuz yargılanma bir haktır. Hukukumuzda ve evrensel hukukta tutuklama ve tutukluluğun devamı kararları koruma tedbiridir. Koruma tedbiri olması sebebiyle geçici olma, kanuna dayanma, orantılı olma, araç olma, hâkim kararına dayanma, suç şüphesinin belli bir yoğunlukta olması ve ceza muhakemesinin amacını gerçekleştirmeye matuf olma özellikleri aranmaktadır. Diğer taraftan kanunda yazılı tutuklama sebepleri bulunsa dahi hâkim mutlak bir biçimde tutuklama kararı vermeye mecbur değildir. Hâkim, kişinin tutuklanmasının gerçekten zorunlu olup olmadığını her aşamada araştırmakla yükümlüdür.”

    ADALET MUTLAKA BİR SUÇLU BULMAK DEĞİLDİR

    “Adalet mutlaka bir suçlu bularak değil, suçun sorumlularını ortaya çıkarıp kanunlara göre yargılayarak cezalandırmakla olabilir. Geç gelen adalet de adalet değildir. Tek suçlu ilan edilip yargılamalar boyunca tutuklu bırakılan meslektaşlarımız beraat ettiklerinde adalet tecelli etmiş olmayacaktır. Ülkemizdeki yapı üretim anlayışı; halkın can ve mal güvenliğini yadsıyarak sadece kar odaklı bakan, mesleğimizi ve meslektaşımızı itibarsızlaştıran, mühendislik hizmetlerini yasal prosedürü tamamlamak amacıyla imzacılığa indirgeyen ve kuralsızlığın kural olduğu bir hale dönüşmüştür.  Biliyoruz ki yargılama süreçlerinde merkezi idare ve yerel yönetimlerin sorumluluğu, işlevi görmezden gelinip, kentleşme ve imar politikalarındaki hatalı kararlarının kusur olarak ortaya konulup, esas sorumlular, yani karar alıcılar yargılanmadan ülkemiz enkaz altında kalmaya devam edecektir. Meslektaşlarımızın merkezi idare ve yerel yönetimlerin kusurları önünde bir perde olmalarından başka amacı olmadığını düşündüğümüz tutuklu yargılamalardan vazgeçilmesi gereklidir. Bir kez daha 6 Şubat depremlerinin yıkımının sorumluluğunu meslektaşlarımızın üzerine yıkıp gerçek sorumluların gizlenmesi çabalarına en yüksek sesle itiraz ediyor, gerçek ve adil bir yargılama ile meslektaşlarımızın (gerekmesi halinde başkaca adli kontrol tedbirleri uygulanarak) tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmelerini talep ediyoruz.” dedi.

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code