DOLAR 45.08 ₺
EURO 53.01 ₺
STERLIN 61.31 ₺
G.ALTIN 6,672.96 ₺
BTC 76,728.75 $
ETH 2,285.08 $
BİST 0.00

    TGC Gazetecinin Güvenliği Panelini düzenledi

    GÜNDEM 0
    Yayınlama: 30 Ocak 2026 Cuma 11:21 Kaynak: Haber Merkezi Editör: Haber Merkezi

    “Gazetecinin güvenliği toplumun haber alma hakkının teminatıdır”

    TGC Gazetecinin Güvenliği Panelini düzenledi

    Uğur Mumcu’nun ölümünün 33. Yılında düzenlenen 10. Gazeteci Olmak, Gazeteci Kalmak etkinliğinde Gazetecinin Güvenliği ele alındı. TGC Başkan Vekili Doğan Şentürk’ün moderatörlüğünü yaptığı toplantıda, Murat Ağırel, Erol Önderoğlu ve Avukat Gökhan Ahi konuştu.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Toplantı Salonu’nda Uğur Mumcu’nun ölümünün 33’üncü yılı nedeniyle Gazetecinin Güvenliği Panelini düzenledi. 10. Gazeteci Olmak, Gazeteci Kalmak toplantıları kapsamında düzenlenen toplantıda gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel tehditler, haksız gözaltı ve tutukluluk uygulamalarıyla siber saldırılar ele alındı. Toplantıda gazetecilerin güvenliğinin toplumun haber alma hakkının da teminatı olduğuna dikkat çekildi.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar’ın açılış konuşmasını yaptığı panelin moderatörlüğünü TGC Başkan Vekili Doğan Şentürk üstlendi. Panelde Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Murat Ağırel, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bilişim Hukukçusu Avukat Gökhan Ahi konuştu.

    VAHAP MUNYAR: UĞUR MUMCU GAZETECİLİK YAPTIĞI İÇİN YAŞAM HAKKI ELİNDEN ALINMIŞTIR

    Panelin açılış konuşmasında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar şunları söyledi. “Bugün Uğur Mumcu’nun katledilişinin 33. yılında, yalnızca bir gazeteciyi değil; halkın gerçekleri öğrenme hakkını, düşünceyi ifade özgürlüğünü ve gazetecilerin can güvenliğini savunan bir aydını anıyoruz. Halkın vicdanı olan Uğur Mumcu, karanlık yapılanmaları ve yasa dışı ilişkileri ortaya koyduğu için hedef haline getirilmiş; gazetecilik yaptığı için yaşam hakkı elinden alınmıştır.

    Uğur Mumcu’nun öldürülmesi, yalnızca bir gazetecinin değil; toplumun haber alma hakkının hedef alındığı bir cinayettir. Aradan geçen 33 yıla rağmen gerçek faillerin ve azmettiricilerin ortaya çıkarılamamış olması, gazetecilerin can güvenliğinin hâlâ güvence altına alınmadığını göstermektedir.”

    DOĞAN ŞENTÜRK: OTO SANSÜR ÇOK CİDDİ BİR SORUN

    Toplantının moderatörlüğünü yapan TGC Başkan Vekili Doğan Şentürk ise gazetecilerin üzerindeki baskıların ağırlaşarak devam ettiğini söyledi. Şentürk konuşmasında şu görüşlere yer verdi:“Eski bir gazeteci olan başbakanlarımızdan Bülent Ecevit\'in ‘Eğer namuslu bir öykünüz varsa sizi kimse satın alamaz’ diye bir cümlesi vardır. Uğur Mumcu\'yu satın alamadılar ama öldürdüler. Tıpkı önümüzdeki günlerde 1 Şubat\'ta 47. ölüm yılını anacağımız Abdi İpekçi gibi, tıpkı 19 Ocak\'ta andığımız Hrant Dink gibi. Türkiye\'nin siyasi tarihi boyunca gazetecilerin güvenlik sorunu hep oldu. Ancak darbe dönemlerinde bile gazeteciler bu dönem gibi sıkıntı çekmediler. Bu sel geçip gidecek ama oto sansür gibi bir tortu kalma riski var. Oto sansür ciddi bir sorun. Gazeteciler olarak oto sansüre karşı mücadele etmeliyiz.”

    MURAT AĞIREL: HER TEHDİT SUÇTUR, HUKUKİ YOLLAR SONUNA KADAR KULLANILMALIDIR

    Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Murat Ağırel ise gazetecilere yönelik baskıların tesadüf olmadığını, gazetecilerin yalnız olmadıklarını göstermelerinin caydırıcı etki yarattığını hatırlattı. Ağırel konuşmasında şu görüşlere yer verdi:

    “Gazetecilik, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması için yapılan hayati bir meslek. Ancak bugün bu meslek, özellikle sahada çalışan gazeteciler için her geçen gün daha tehlikeli hale geliyor. Artık gazeteciler sadece haber kovalamıyor; aynı zamanda can güvenliklerini de korumaya çalışıyor. Dünyada ve Türkiye’de gazeteciler fiziksel saldırılarla, ölüm tehditleriyle, gözaltılarla, tutuklamalarla ve dijital takiplerle karşı karşıya. Sadece son yıllarda onlarca gazeteci görev başındayken hayatını kaybetti; yüzlercesi hapse atıldı ya da yargı tehdidi altında çalışmak zorunda bırakıldı. Türkiye’de de gazeteciler protestolarda darp ediliyor, hedef gösteriliyor, tehdit ediliyor ve çoğu zaman bu saldırılar cezasız kalıyor. Gazetecilere yönelik bu baskılar tesadüf değil. Yasal düzenlemeler, yargı süreçleri, sansür mekanizmaları ve siyasi söylemler bir araya geldiğinde, sahada çalışan gazeteci için ciddi bir korku ortamı oluşuyor. Bu da sadece gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını doğrudan etkiliyor. Çünkü baskı altında yapılan gazetecilik, özgür gazetecilik değildir”.

     

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code