Konuşmasına Meclis’te müzakere süreçlerinin sağlıklı işlemediğini vurgulayarak başlayan Kara, bazı kanun tekliflerinin uzun süre bekletildiğini ifade etti. TBMM’nin etkin bir tartışma zemini olmaktan uzaklaştığını savunan Kara, yasama faaliyetlerinin adeta bir “sekretarya” mantığıyla yürütüldüğünü dile getirdi.
Deprem konutlarının fiyatlarının uzun süredir açıklanmadığını belirten Kara, yapılan indirimlerin de yetersiz olduğunu söyledi. Ekonomik zorluklara dikkat çeken Kara, “Asgari ücretli vatandaş, ticari hayatı altüst olmuş esnaf ve tüm varlığını kaybeden depremzede bu konutlara nasıl ulaşacak?” ifadelerini kullandı.
Deprem sonrası Türkiye’ye uluslararası kuruluşlardan sağlanan finansmanlara da değinen Kara, Avrupa Birliği Dayanışma Fonu ile çeşitli uluslararası banka ve kalkınma kuruluşlarından gelen kaynakların toplam büyüklüğünün yaklaşık 378 milyar lirayı bulduğunu hatırlattı. Bu kaynaklarla deprem konutlarının daha uygun koşullarda, hatta bedelsiz olarak vatandaşlara sunulabileceğini savunan Kara, devletin bu yönde bir kapasiteye sahip olduğunu dile getirdi.
Deprem bölgesindeki sorunların hâlâ devam ettiğini vurgulayan Kara, Hatay özelinde bazı örnekleri gündeme taşıdı. Hassa Aktepe’deki çarşı merkezi ile İskenderun’daki Büyük Çarşı İş Hanı’nda esnaf ve mülk sahiplerinin belirsizlik yaşadığını belirten Kara, ayrıca uzuv kaybı yaşayan depremzedelerin protez ve işitme cihazı gibi temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığını ifade etti.
“Deprem bitti” yönündeki söylemlere tepki gösteren Kara, sosyal konut projelerindeki ödeme koşullarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Kara, mevcut şartlar altında ilgili kanun teklifine destek vermeyeceklerini belirterek, depremzedelerin sorunları tamamen çözülmeden “evet” demeyeceklerini açıkladı.