Henüz 13 yaşındayken doğadan yakaladığı bir muhabbet kuşu ile başlayan bu ilgi, zamanla hayatının en önemli parçası haline geldi.
İlk yakaladığı kuşu evcilleştirip beslemeye başlayan Çıplak, bu süreçte kuşlarla güçlü bir bağ kurdu.
Kuşların davranışlarını gözlemledikçe ilgisi artan Çıplak, ilerleyen yıllarda bu hobisini geliştirerek kuşlar için özel yaşam alanları oluşturdu. Başlangıçta tek bir kuşla yola çıkan Çıplak, zaman içinde farklı türleri beslemeye başlayarak koleksiyonunu büyüttü.

Bugün evinin bir odasını tamamen kuşlarına ayıran Çıplak, burada adeta küçük bir kuş yaşam alanı oluşturmuş durumda. Yaklaşık 40 kuşa ev sahipliği yapan Çıplak, farklı türleri bir arada besleyerek hem görsel hem de işitsel açıdan zengin bir ortam oluşturuyor.
Koleksiyonunda Hint bülbülü, Jumbo Hint bülbülü, karayanak bülbülü, sultan papağanı ve kanarya gibi yaklaşık 14 farklı tür bulunduğunu belirten Çıplak, kuşlarının her birine özel ilgi gösteriyor. Türlere göre beslenme ve bakım rutinlerini düzenleyen Çıplak, kuşlarının sağlıklı ve huzurlu bir ortamda yaşaması için titizlikle çalışıyor.
Gündelik hayatın yoğun temposu ve iş stresinden uzaklaşmak için kuşlarının yanına geldiğini ifade eden Çıplak, bu hobinin kendisi için adeta bir terapi olduğunu dile getirdi. “İşten yorgun ve stresli geliyorum ama kuşların yanına geçtiğim an bütün olumsuzluklar geride kalıyor. Kuş sesleri insanı sakinleştiriyor, ruh halini iyileştiriyor” sözleriyle kuşların hayatındaki yerini anlattı.

Kuş bakımına her gün ortalama 2 saat ayırdığını belirten Çıplak, bu sürede temizlik, yemleme ve genel kontrolleri yaptığını söyledi. Maddi boyutunu ikinci planda tuttuğunu vurgulayan Çıplak, “Bu işi sevdiğim için masrafını düşünmüyorum. Onlar benim için bir hobi değil, hayatımın bir parçası. Hatta bana bir tercih sunulsa kuşlarımı seçerim” ifadelerini kullandı.
30 yıldır kesintisiz devam eden bu tutku, doğaya duyulan sevginin ve canlılarla kurulan bağın güçlü bir örneği olarak dikkat çekiyor.
Çıplak’ın hikayesi, küçük yaşta başlayan bir merakın zamanla nasıl kalıcı bir yaşam biçimine dönüşebileceğini gözler önüne seriyor.
