Riskli bebeklere en iyi bakım hizmeti sunulabilmesi; yeterli sayıda ve alanında uzmanlaÅŸmış deneyimli bir ekip, tanı ve tedavi amaçlı cihazlar, laboratuvar olanaklarıyla mümkündür. Doktor ve hemÅŸireler, doÄŸru yaklaşım ve bakım kalitesini belirlerken cihazlarsa komplike tedavilerin uygulanmasına ve hastada oluÅŸabilecek zararları en aza indirebilmeye olanak saÄŸlamaktadır.
Bebeklerin kendi solunumlarının yeterli olmaması nedeniyle solunum desteÄŸi, yenidoÄŸan yoÄŸun bakım ünitesinin en kritik tedavilerden birisidir. Bu tedavinin saÄŸlanması “ventilatör” adı verilen cihazlarla yapılır ve bu cihazlar, kendi solunumunu uygun ÅŸekilde sürdürebilecek hale gelinceye kadar bebeÄŸin hayatta kalmasını saÄŸlar.
“Asfiksi” dediÄŸimiz ve bebeÄŸin daha sonra engelli olarak yaÅŸamını sürdürmesine yol açabilecek bir durumda uygulanan soÄŸutma tedavisi ise hipotermi tedavisi uygulayan cihazlar aracılığıyla saÄŸlanır. Bu tedaviyle bebeÄŸin beyninde oluÅŸabilecek zarar azaltılır. Sarılık olan bebeklerde, “bilirubin” olarak adlandırılan ve kanda arttığı zaman beyni etkileyebilecek maddenin, vücuttan uzaklaÅŸtırılmasını saÄŸlayan fototerapi cihazları kullanılır. Bu tedavi yeterli olmadığında kan deÄŸiÅŸimi yapılabilme olanağı saÄŸlanır. Pnömotoraks yani akciÄŸerin sönmesi durumunda da yoÄŸun bakımda bebeÄŸe tüp takılarak akciÄŸere baskı yapan hava boÅŸaltılır. Bu tedavinin dakikalar içinde yapılması kritik önem taşımaktadır. Pnömotoraks ortaya çıktığı zaman tedavi çok hızlı yapılmazsa hasta kaybedilebilir.
Ayrıca, yoÄŸun bakımda izlenen ve ağızdan beslenemeyen bebekler, damar yoluyla beslenerek yeterli protein, kalori ve sıvı alabilirler. Bu durum bebeklerin hastalıklara karşı güçlü olabilmeleri için çok önemlidir. YoÄŸun bakımda yapılan ekokardiyografi, elektroensefalografi ve ultrason incelemeleriyse bebeklerin organ fonksiyonlarını yatak başında deÄŸerlendirebilmemizi saÄŸlar. Sonuç olarak, yoÄŸun bakımda uygulanan tanısal deÄŸerlendirme ve tedaviler; donanımı belirleyen bu cihazlar aracılığıyla saÄŸlanmaktadır. Ayrıca yenidoÄŸan yoÄŸun bakım cihazları bakım kalitesini belirler. Ancak cihazların beklenen yararı saÄŸlayabilmesi ekibin bilgi birikimleri ve deneyimleri ile doÄŸru orantılıdır.
Özetle, hangi bebeklerin izleminde sorun olabileceÄŸi veya bu sorunun ne zaman ortaya çıkabileceÄŸi her zaman öngörülemeyebilir. Bu nedenle uygun ekip ve donanıma sahip olunmadığı ve kritik tedavilerin yapılamayacağı durumlarda anne, doÄŸum için uygun bir merkeze yönlendirilmelidir. Yani bebek doÄŸduktan sonra deÄŸil, anne karnındayken, yenidoÄŸan yoÄŸun bakım ünitesi olan uygun bir merkeze sevk edilmelidir.
Hangi durumlarda yenidoÄŸan yoÄŸun bakım ünitesine baÅŸvuruluyor?
YenidoÄŸan yoÄŸun bakım ünitesinde en çok izlenen hasta grubu prematürelerdir. Bu bebeklerin geliÅŸimlerini tamamlayamamaları nedeniyle organ ve sistemleri kolayca zarar görebilir. Uygun bakım saÄŸlanamadığı takdirde, engelli olma ihtimalleri yüksektir. YenidoÄŸan yoÄŸun bakım ünitesinde; prematüre bebekler, riskli gebeliklerden doÄŸan, risk öngörülmese bile sorunla doÄŸan, sarılık ve enfeksiyonu olan, nöbet geçiren, cerrahi müdahale gerektiren veya metabolik sorunları bulunan bebekler izlenerek geliÅŸmiÅŸ tıbbî cihazlar ve cerrahî müdahalelerle tedavileri saÄŸlanır.
YenidoÄŸan bebeklerde bazen her ÅŸey yolunda gibi görünse de doÄŸumda veya doÄŸumdan sonra ortaya çıkan bazı sorunlar gözlenebilir. ÖrneÄŸin sıklıkla sezaryen ile doÄŸan ve doÄŸum sonrası solunum sıkıntısı ortaya çıkan bebeklerde, anne karnındayken akciÄŸerlerinde bulunan sıvının tam olarak temizlenememesine baÄŸlı ve “ıslak akciÄŸer” dediÄŸimiz bir tablo ortaya çıkabilir. Islak akciÄŸer, bebeÄŸin yatışını hatta solunum desteÄŸi verilmesini dahi gerektirebilir. Bazı bebeklerde doÄŸumun ilk saatlerinde, beslenmeye raÄŸmen kan ÅŸekerinde düÅŸüklük saptanabilir. Hipoglisemi dediÄŸimiz bu durum, beslenme ile düzeltilemediÄŸi takdirde yatış gerektirir.
YenidoÄŸan bebeklerde sık olarak görülen sarılığın, belli bir düzeyin üstüne çıkması durumunda, fototerapi vermek veya kan deÄŸiÅŸimi yaparak bilirubin düzeyini düÅŸürmek amacıyla da yatış yapılabilir. Bu iki sorun da uygun tedavi verilmediÄŸi takdirde, nörolojik geliÅŸimi olumsuz yönde etkileyebilir. Bebek doÄŸduktan sonra fark edilen, anne karnında veya sonradan baÅŸlayan bir enfeksiyon durumunda da bebeÄŸin yatışı yapılarak enfeksiyon tedavi edilir. DiÄŸer bir durum da yaÅŸamın ilk günlerinde yetersiz sıvı alımına baÄŸlı olarak ortaya çıkan dehidratasyondur. Dehidratasyon bebekte böbrek zedelenmesine bile yol açabilir. Sıvı durumunun düzeltilmesi ve elektrolit dengesinin saÄŸlanması da yatış gerektirir.
Yenidoğan bebeklere hangi tarama ve testler yapılıyor?
Tüm geliÅŸmiÅŸ ülkelerde olduÄŸu gibi ülkemizde de yenidoÄŸan tarama testleri, standart bir tarama uygulaması halindedir. Ulusal Neonatal Tarama Programı kapsamında; topuktan alınan 3-4 damla kan ile fenilketonüri, biyotinidaz eksikliÄŸi, konjenital hipotiroidi ve kistik fibrozis olmak üzere dört hastalık taranmaktadır. Bu taramalar, hastalıklara erken dönemde tanı konulduÄŸunda alınacak önlemler sayesinde hastalığın bebeÄŸe verebileceÄŸi zararların önüne geçilebilmesi açısından çok önemlidir. Ayrıca, ülkemizde iÅŸitme taraması yapılmakta ve iÅŸitme kaybının erken saptanması halinde alınacak önlemlerle baÅŸta konuÅŸma olmak üzere bebeÄŸin dil geliÅŸimi, öÄŸrenme ve iletiÅŸimin olumsuz yönde etkilenmesinin önüne geçilmektedir. Bir diÄŸer tarama yöntemi olan, kalça USG’si ile geliÅŸimsel kalça displazisinin erken dönemde teÅŸhisi yapılmakta ve uygun yaklaşımın saÄŸlanmasıyla hem kozmetik hem de fonksiyonel sorunların geliÅŸmesi önlenebilmektedir. Ayrıca, yenidoÄŸan bebeÄŸin göz muayenesi sırasında kırmızı refle testiyle doÄŸuÅŸtan olan kataraktın erken saptanmasını da eklemek gerekir.
Sonuç olarak doÄŸumla baÅŸlayan yenidoÄŸan dönemi, kabaca insan ömrünün yaklaşık binde birlik dilimidir. Ancak yenidoÄŸan döneminde yapılacak hatalar tüm yaÅŸamı etkileyebilen sonuçlara yol açabilir. (Ara spot cümlesi olarak da kullanılabilir) Bu nedenle yenidoÄŸan dönemde bebeklere uygun yaklaşım ve bakım olanağının saÄŸlanması çok önemlidir.