Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası(TÖBSEN) Başkanı Deniz Ezer, Laikliğin aynı zamanda bir arada yaşama kültürünün temeli olduğunu bildirdi.
Ezer yaptığı açıklamasında, “TBMM’de devam eden 2024 bütçe görüşmelerinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi görüşülürken söz alan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tarikat ve cemaatleri sivil toplum örgütü olarak tanımlayarak, “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” şeklinde bir ifade kullanmıştır. Bu söylem; yıllardır eğitim sistemi üzerinden sürdürülen “eğitimi dinselleştirme” uygulamalarını bakanlık politikası olarak sürdüreceklerini itirafıdır. Bütün bu söylem ve adımlar laik eğitimden vazgeçip dini eğitime geçişin hazırlık aşamasıdır.” dedi.
ÖĞRENCİLERE İDEOLOJİK DEĞERLER YÜKLENİYOR
Bütün bu söylemlerin özünde öğrencilere tek din tek mezhep üzerinden ideolojik değerlerin yüklendiğini iddia eden Ezer, “Bu adım aynı zamanda başka inanç ve mezhep sahibi velileri yok sayma , tek din tek mezhep dayatması olarak algılanmalıdır. Okullarımız maalesef uzun süredir siyasal islam’ın dayatması ile belli bir inanç ve mezhebi temsil eden zihniyetin kuralları ve uygulamaları ile karşı karşıyadır. Dini dernek ve cemaatlerle art arda yapılan protokollerin hedefi Cumhuriyet değerlerinin yarattığı başka inançlara karşı hoşgörünün ve laikliğin ortadan kaldırılmasıdır.”
KURALLARA UYMAK DURUMUNDA
“Eğitim sisteminin dini kurallara göre düzenlenmesi, okul ortamlarında öğrencilerin inanan - inanmayan, dindar- dinsiz, ibadet eden ya da etmeyen gibi kategorilere ayrılmasına ve yeni gerilim alanları yaratılmasına neden olmaktadır. Toplumda ve okullarda bütün din ve inançtan insanlar, eşit koşullarda yaşamak ve aynı kurallara uymak durumundadır.”
DEVLETİN TEMEL GÖREVİ
“Diyanet işleri başkanlığının dönem dönem bilerek tarikatların sözcülüğünü üstlenmesi, MEB’in tarikat ve cemaatlerle protokolleri bilinçli atılmış adımlardır. Laiklik, herhangi bir gruba ya da mezhebe dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanınmasının önüne geçen, farklı inanç ve dinlerdeki insanlar arasında eşitliğin sağlayan temel bir ilkedir. Laiklik aynı zamanda bir arada yaşama kültürünün temelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim sistemini cemaat ve tarikatlara veya dini kural ve referanslara göre değil, bilimsel gerçeklere ve toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlemelidir. Farklı din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda ‘eşit yurttaş’ olarak kabul edilebilmesi, devletin temel görevidir. Milli Eğitim Bakanı yüzünü tarikat ve cemaatlere değil halka ve toplumun ihtiyaçlarına çevirmelidir.” dedi. (HABER MERKEZİ)