Çarşıda kaval çalarak geçimini sağlayan Ali İpek, bölgedeki esnaf ve ziyaretçiler tarafından “Ali Amca” olarak tanınıyor. Aile büyüklerinden öğrendiği kaval sanatını sürdüren İpek, kardeşinin yaptığı kamış kavalıyla özellikle duygusal eserler ve Barak uzun havalarını seslendiriyor.

Deprem sonrası kavalını yeniden eline aldı
6 Şubat depremlerinin ardından bir süre Tarihi Uzun Çarşı’dan uzak kalan İpek, daha sonra kavalıyla yeniden çarşı sokaklarında yerini aldı. Deprem sonrasında yeniden duyulan kaval sesi, çarşının eski günlerini hatırlayan vatandaşlar için farklı bir anlam taşıdı.
Haftanın belirli günlerinde çarşıya gelen İpek, kavalını çalarak sokaklarda dolaşıyor. Güçlü nefesiyle seslendirdiği ezgiler birkaç sokak öteden duyulurken, vatandaşlar da müziği dinlemek için kısa süreliğine duruyor.
Kimi ziyaretçiler Ali İpek’i cep telefonlarıyla görüntülerken, kimi vatandaşlar ise çaldığı eserlere eşlik ederek müziğin keyfini çıkarıyor. Geleneksel kaval ezgilerinin çarşının tarihi atmosferiyle buluşması, ortaya renkli ve nostaljik görüntüler çıkarıyor.

“Ben doğuştan sanatçıyım”
Kendisini “doğuştan sanatçı” olarak tanımlayan Ali İpek, yaklaşık 60 yıl zurna çaldığını, son yıllarda ise kamış kavalıyla müzik yaptığını belirtti.
Kırıkhan’da yaşadığını anlatan İpek, belirli aralıklarla Tarihi Uzun Çarşı’ya gelerek kaval çaldığını söyledi. Müziğini herhangi bir talepte bulunmadan icra ettiğini ifade eden İpek, çaldığı eserleri beğenen vatandaşların gönüllü olarak kendisine destek verdiğini aktardı.
Özellikle duygusal eserler ve Barak uzun havalarını tercih ettiğini belirten İpek, 6 Şubat depremlerinin ardından müziğinin kendisi için daha duygusal bir anlam kazandığını dile getirdi. Vatandaşların isteklerini de imkanları doğrultusunda çalmaya çalıştığını söyledi.

Uzun Çarşı’da müziğe sahip çıkılıyor
Tarihi Uzun Çarşı’da kaval çalmasına izin veren yönetime ve esnafa teşekkür eden İpek, kendisine gösterilen ilgiden memnun olduğunu ifade etti.
Ali İpek’in kavalından yükselen ezgiler, Tarihi Uzun Çarşı’nın yalnızca ticaretin değil; geleneksel sanatların, müziğin ve insan hikâyelerinin de yaşatıldığı önemli bir buluşma noktası olduğunu ortaya koyuyor.