Eğitimin sorunlarının yeni Milli Eğitim Bakanı ve yeni kadrolarla titizlik içerisinde çözülmesini beklediklerini kaydeden Solğun, konuyla ilgili açıklamasında; “2022-2023 Eğitim-Öğretim Yılı sona eriyor. Bu eğitim-öğretim yılında emek gösteren, gayret sarf eden tüm öğretmenlerimizi, eğitim çalışanlarını ve öğrencilerimizi kutluyor, iyi tatiller diliyoruz. Bu eğitim-öğretim dönemini değerlendirip, 2023-2024 eğitim öğretim yılından beklentilerimizi sıralayacak olursak; Okul/kurum yönetici görevlendirmeleri ve öğretmen atamalarında mülakat kaldırılmalıdır. Öncelikle ilk ele alınması gereken husus; mesleğimizin saygınlığını ayaklar altına alan, un ufak eden mensubiyete göre yönetici atamasına son verilmesidir. Şöyle ki; kamunun tüm alanlarında olduğu gibi, eğitim alanında da mülakat uygulaması aslında bir fecaattir. Bu uygulamayla hak etmeyenler makamlara getirilerek, kul hakkı yenilmekte, ehil, bilgi ve tecrübe sahibi kişiler görevden uzaklaştırılmaktadır” dedi.

YENİ EĞİTİM YILINDA EK 55 BİN ATAMA DAHA YAPILMALIDIR

Yine 9 Temmuz tarihinde yapılacak MEB Görevde Yükselme Sınavı öncesinde bir sendikanın vaatlerinin, tehditlerinin ayyuka çıktığını belirten Solgun, “Oysa bu sürecin sadece sendikal taassup, baskı ve dayatmadan arındırılarak, sadece yazılı sınav puanı dikkate alınarak sonuçlanması eğitim hayatımızın geleceği için paha biçilemez önemdedir. Bu noktada Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın mülakatın kaldırılacağı şeklindeki açıklamasını tüm kurum yöneticileri, mülki amirler, devlet yetkilileri çok iyi okumalıdır. Okullara, kurumlara yönetici görevlendirmelerinde, görevde yükselmelerde, öğretmen atamalarında, proje okullarına yapılan yönetici ve öğretmen atamalarında sadece yazılı sınav puanı esas alınmalıdır. Deprem bölgesindeki ilave öğretmen ihtiyacı da hesaba katıldığında yeni eğitim-öğretim yılında 45 bin atamaya ek olarak 55 bin atama daha yapılmalıdır.”

DAHA GÜÇLÜ BAŞLAYABİLİRİZ

“Öğretmen açığı okullarımızın önemli sorunlarındandır. Sendikamızın 2022-2023 eğitim-öğretim yılında yaptığı araştırmaya göre, 78 ilde ücretli öğretmen sayısı 76 bin 485 iken,75 ilde norm kadro açığı 83 bin 547’dir. Öğretmen açığının ücretli öğretmen eliyle kapatılmaya çalışılması, hatta bu öğretmenlerin 5 bin 503’ünün ön lisans mezunlarından oluşması eğitimdeki başarıyı, kaliteyi ve verimi düşürmektedir. Üstelik her yıl eğitim fakültelerinde ortalama 40 bin öğretmenin mezun olduğunu düşündüğümüzde atama bekleyen öğretmen sayısı 500 binin üzerine çıkmıştır. Her ne kadar 45 bin atama yapıldıysa ve atanan öğretmenlerimiz 1 Eylül tarihinden itibaren görevlerine başlayacaksa da, bu sayı yeterli değildir. Deprem bölgesinde öğretmen ihtiyacı hepimizin malumudur. Deprem bölgesi ilan edilen 11 ilimizde yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan öğretmen ihtiyacının eksiksiz karşılanması eğitimin sağlıklı yürütülmesi noktasında çok önemlidir. Bu nedenle hemen, şimdi, vakit kaybetmeden, yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan 45 bin atamaya ilaveten, 55 bin atama daha yapılmalıdır. Bu şekilde hem ücretli öğretmen sayısını eritebiliriz hem de 2023-2024 eğitim-öğretim yılı başlangıcında toplam 100 bin atamayla eğitime daha güçlü başlayabiliriz.”

ELVERİŞLİ OLMAYAN YERLERDE ÇALIŞMA TEŞVİK EDİLMELİDİR

“Ayrıca kanunda; Zorunlu hizmet bölgeleri itibariyle öğretmenlere bölgenin mahrumiyet derecesine göre 1 brüt asgari ücret ile 2 brüt asgari ücret değişen oranlarda teşvik ödeneği ya da bölge tazminatı verilmesi, böylece öğretmenlerin gönüllülük esasına göre elverişli olmayan bölgelerde çalışmalarının teşvik edilmesi, Kontenjan ya da puan yetersizliği nedeniyle bazı öğretmenlerimizin mazeret tayinleri gerçekleşemediği dikkate alındığında, Anayasanın 41’inci maddesinin ihlali de olan bu duruma artık son verilmesi, eş ve sağlık özrü tayin hakkında yaşanan sorunların giderilmesi için il/ilçe emri getirilmesi, Ödül ve cezaların şeffaf olması, objektif kriter doğrultusunda verilmesi, başarıyı esas alan ve teşvik eden bir düzenleme yapılması,

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet konusunda caydırıcı ve önleyici cezai müeyyidelerin getirilmesi, fail hakkında şikâyete bağlı olmadan kamu davasının açılması hususlarının ivedilikle yer alması temel beklentilerimizdendir. Bu öğretmenlik mesleğinin statüsünün güçlendirilmesi için de önemlidir.

Değerler eğitimi sadece ve sadece öğretmenlerimiz tarafından verilmelidir, Türk Eğitim-Sen olarak çocuklarımıza değerler eğitimi verilmesini önemsiyor, karar vericilerin bu kaygıyı taşıyor olmasını doğru buluyoruz. Ancak bu noktada değerler eğitiminin pedagoji eğitimi almamış kimseler eliyle verilmesini asla doğru bulmuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin öğretmenleri bu eğitimleri verebilecek donanıma, yetkinliğe, eğitime, bilgiye sahiptir. Bunun için dışarıdan yapılara ihtiyaç yoktur.” dedi.

EĞİTİME HAZIRLIK ÖDENEĞİ AYRIM YAPILMADAN HERKESE VERİLMELİDİR

Eğitime hazırlık ödeneğinin ayrım yapılmadan herkese verilmesi gerektiğini de savunan Solgun, “Öte yandan; Eğitim çalışanlarının ücretleri tıpkı diğer memurlar gibi çok düşük düzeydedir. Enflasyon, gıda, giyim, kira gibi giderlerin önlenemez yükselişi, döviz kurlarındaki artışlar maaşları eritmiştir. Bilindiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim öncesinde en düşük memur maaşının 22 bin TL’ye çıkarılacağı sözü verdi. Nitekim şu anda memur maaşları konusunda bir çalışma yürütülüyor. Beklentimiz bu söz yerine getirilirken, diğer memur maaşlarının da rencide edilmeden yükseltilmesidir. Üstelik bu sözün verildiği dönemde 22 bin TL 1.158 dolara tekabül ederken, bugün 929 dolara denk gelmektedir. Dolayısıyla çalışanların cebine henüz zamlı maaş girmeden, alım güçleri azalmıştır. Bu noktada talebimiz, geride kalan dönemde uğradığımız gelir kaybını telafi etmek için en düşük memur aylığı 22 bin TL’ye seyyanen artış ve refah payı ile yükseltildikten sonra, bunun üzerine Toplu Sözleşme hükmü gereğince maaşlarımıza ikinci altı ayın yüzde 6 artışı ve enflasyon farkı da eklenmesidir. Tüm kamu çalışanlarının, eğitim çalışanlarının insanca yaşaması için bu, en makul çözümdür. Unutulmamalıdır ki; eğitimde başarı, rekabet, verim hedefliyorsak, bunun ön koşulu mutlu öğretmenler, huzurlu eğitim çalışanlarıdır. Ay sonunu nasıl getireceğini düşünen ya da çocuklarına mevcut ekonomik koşullarda nasıl bir gelecek kuracağını planlayan, aklı fikri hesap kitapta olan eğitim ordusuyla geleceği inşa etmemiz mümkün değildir. Okulların temizliği ve hijyeninin tam ve eksiksiz yapılması noktasında yardımcı hizmetli personel açığı giderilmelidir. Her eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere verilen Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği ayrım yapılmaksızın, tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmelidir” ifadelerini kullandı. (Haber Merkezi)