Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar?
Kolajenin deri elastikiyetinden ve yaş ile birlikte gelen cilt problemlerinin çözümünden sorumlu tutulması, belki de onu bu kadar popüler hale getiren özelliklerinden biri. Ancak kolajenin işlevi yalnız bunlarla sınırlı değil. Bu protein kan damarları, deri, bağ dokular, sindirim sistemi, kemikler, kaslar, kıkırdaklar, lifler, tendonlar gibi vücut öğelerinin ana bileşenini oluşturuyor. Özellikle de hareket etmeyi sağlayan vücut öğelerinin temel maddesi olması, onu insan bedeni için oldukça değerli kılıyor.
1.1. Tip 1 Kolajen
Tip 1 kolajen, insan vücudundaki kolajenin yüzde 90’ından fazlasını oluşturuyor. Bu kolajen çeşidi dişlerde, kemiklerde, deride, iç organlarda ve tendonlarda bulunuyor. Cilt elastikiyetini korumaya ve yaşın getirdiği yıpranmaları en aza indirmeye yardımcı olan bu kolajen formu, aynı zamanda cildin nemli kalmasında da rol oynuyor. Ayrıca güçlü tırnaklar ve bakımlı saçlara sahip olmakta da tip 1 kolajenin büyük bir rolü bulunuyor. Takviyelerdeki tip 1 kolajenin ana kaynağını ise deniz ürünleri oluşturuyor.
1.2. Tip 2 Kolajen
Tip 2 kolajen, hayvanlar ile insanlarda kıkırdak, kemik, kaburgalar ve çoğu eklem yüzeyinde doğal olarak bulunuyor. Bu kolajen çeşidinin beslenme yoluyla alımında ise organik kemik suyu ana kaynak olarak gösteriliyor. Ancak tip 2 formundaki kolajen takviyelerinin kaynağını çoğunlukla tavuk oluşturuyor. Takviyeleri eklem ve kas ağrılarını giderme amacıyla tercih edilse de, tip 2 kolajenin bu noktadaki etkilerini kanıtlayan yeterli çalışma bulunmuyor.
1.3. Tip 3 Kolajen
Tip 3 kolajen, insan cildi ile kan damarlarının içerisinde yer alan liflerin ana bileşenini oluşturuyor. Bu kolajen türü, vücutta tip 1 kolajen ile birlikte ciltte, bağ dokularda, eklemlerde ve kan damarlarında bulunuyor. Bu formdaki kolajen takviyeleri genelde tip 1 ile birlikte üretiliyor ve takviyelerin ana kaynağını sığır oluşturuyor.
2. Kolajen Ne İşe Yarar?
Kolajen, eklemlerin işlevini yerine getirmesi, cilt elastikiyetinin korunması ve doku onarımı gibi temel vücut süreçlerinden sorumlu tutuluyor. Kaslar, kemikler ve kanda bulunan bu protein, cildin dörtte üçünü; vücuttaki proteinlerin ise üçte birini oluşturuyor. Yaş ile birlikte vücutta mevcut olan kolajen parçalanıyor ve kolajen depoları azalıyor. Kolajenin yeniden üretilmesi ise daha zor hale geldiği gibi sentezlenen kolajenin kalitesi de düşüyor. Bu da pek çok insanı, kolajeni vücuda takviye yoluyla almaya yönlendiriyor.
Zaman içinde kaybedilen kolajen miktarı herkes için farklı olmakla birlikte yaş dışında çevre ve genetiğin de bu kayıp üzerinde etkisi büyük oluyor. Bağımlılık yapan madde kullanımı, yüksek düzeyde güneş ışığına maruz kalmak ve çok fazla şeker tüketmek, vücuttaki kolajen miktarının azalmasının en yaygın sebeplerinden üçünü oluşturuyor. Ayrıca kalitesiz bir beslenme düzeni de kolajenin parçalanma hızını artıran serbest radikalleri ortaya çıkarıyor.
3. Kolajen Hangi Besinlerde Bulunur?
Doğal olarak sadece hayvan etlerinde bulunan kolajen, bilhassa hayvanların deri ve bağ dokusu içeren bölgelerinde yoğunlaşıyor. Vücudun doğal olarak kolajen üretmesini sağlayan amino asitleri içerdiklerinden kümes hayvanları, balık, süt ürünleri, yumurta ve soya gibi protein içerikli gıdaların beslenme programına ideal düzeyde eklenmesi öneriliyor. Ancak vücudun kolajen üretimini desteklemek için bu gıdaları tüketmek tek başına yeterli gelmiyor.
Kolajen, günlük diyette gıdalar ile birlikte tüketilebileceği gibi takviyeler yoluyla da alınabiliyor. Kolajen takviyeleri genelde toz, kapsül ya da sıvı formda oluyor. Bu takviyeler hem sıcak hem soğuk içeceklere, aynı zamanda yoğurt ve yulaf ezmesi gibi gıdaların içerisine katılarak kolaylıkla tüketilebiliyor. Bununla beraber, tıp alanında kullanılan kolajen bazlı birtakım malzemeler de bulunuyor.
Kolajen ayrıca, kremler ve serumlar gibi kozmetik ürünler yoluyla topikal olarak da uygulanabiliyor. Diğer yandan, derideki kolajen cildin yüzeyinde değil; daha alt katmanlarında bulunuyor. Ürünlere ilave edilmiş kolajen liflerinin cildin altına nüfuz edemeyecek kadar büyük oluşu ise topikal uygulamalar noktasında soru işaretleri doğuruyor. Nitekim peptit adı verilen daha kısa kolajen zincirlerinden oluşsalar dahi, doğrudan cilde uygulanacak kolajen içerikli ürünlerin başarılı sonuçlar gösterdiğine dair yeterli kanıtlara henüz ulaşılabilmiş görünmüyor.